|
SON DAKİKA
Erdoğan özür dilemekten fazlasını yapıyor
Çatışmaların barışçıl yollardan bitirilmesinde (conflict resolution) önerilen klasik yollar vardır. İlk önce sorunu tanımanız, kabul etmeniz gerekir. Ardından empati kurmanız, hatalarınızı kabullenmeniz gerekir. Sonrasında özür dilemek ve acılar için yas tutmak gerekir. Bu sıralama kuramcıdan kuramcıya değişebilir, yeni aşamalar da listeye eklenebilir. Ancak bir çatışmanın çözümünde en önemli aşamalar sorunu kabullenmek, özür dilemek ve yas tutup geleceği kurma aşamasına gelebilmektir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye çözüm yolunda devasa adımlar attı:
Startı Cumhurbaşkanı Gül verdi Öncelikle sorunu tanımanın çok ötesine geçildi. Demirel’in korkarak dile getirdiği ve sonrasında adeta unuttuğu “Kürt realitesi”nin çok ötesine geçildi. Kürtlerin bir realite olup olmadığını tartışmanın dahi abesle iştigal olduğunu artık çocuklar bile biliyor. Bu süreçte kırılma noktasını ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün hassas dokunuşları oluşturdu. Gül “iyi şeyler olacak” söylemiyle Kürt sorununda belki de 100 yıllık perdeyi parçaladı. Gül’ün ülkenin zirvesindeki isim olarak “bu ülkenin en önemli sorunu Kürt sorunudur” sözleri devletin konuyu ne kadar çok önemsediğini ve sahiplendiğini gözler önüne serdi. Demokratik Açılım çerçevesinde Başbakan Tayyip Erdoğan ve ekibinin kullandığı pek çok ifade de Türkiye’nin sorunu kabullenme aşamasını çoktan geçtiğini kanıtladı. Kabul etmek gerekir ki PKK’nın silahlı militanları şehirleri basıp, ortalığı ateşe verince bazı konular son aylarda yeterince konuşulamaz oldu. Belki de bu nedenle bazı yorumcular Hükümet’in sorunu çözmekten vazgeçtiğini, daha milliyetçi bir söyleme yöneldiğini iddia etmeye başladılar. Oysa ki ne milliyetçilik Kürt sorununu çözmeye engeldir, ne de ortada Hükümet’in bu sorunun çözümünden vazgeçtiğini gösterir bir işaret bulunmaktadır. Tam aksine Başbakan Erdoğan seçim meydanlarında tarihe geçecek cümleler kuruyor. Erdoğan önce “inkâr bitti” dedi. Başka bir deyişle devletin hatalarını eleştirmede devletin başbakanı en Kürtçü adamın bile elinden söylemini almış oldu. Böylece zaten söyleyecek bir tek kelimesi bile kalmamış olan PKK’nın istismar edebileceği alanlar iyice daraldı. Başbakan en son ‘bomba’yı ise Hakkâri’de patlattı: “Kürt sorunu denilen olay ret, inkâr ve asimilasyon... Günümüzde Türkiye’de böyle bir sorun yok... Bugün artık kısıtlamalar yok. Bugün, ifadenin önünde engeller yok. Hep birlikte çok daha iyisini yapacağız, standartları çok daha yükseğe çıkaracağız bunun için sizden destek istiyoruz”. Sorun yoksa Öcalan da yok Başka bir deyişle Erdoğan “geçmişte ret de vardı, inkâr da vardı, asimilasyon da” diyor. Geçmişte bırakınız söylemeyi, aklınızdan bile geçiremeyeceğiniz cümleleri memleketin başbakanı kuruyor. Yazının başında da belirttiğimiz gibi uzmanlar çatışmaların çözümü için özür dilemeyi en önemli aşama sayıyorlar. Eğer bir devlet veya kişi hatalarından dolayı özür dileyebiliyorsa, o sorunda çözüm yolunda bir hayli yol alınmış demektir. Farkında mısınız, hükümet Kürt sorununda özür dilemekten çok daha fazlasını yapıyor. Erdoğan da, Gül de devleti en radikal Kürtçü’den bile daha ağır bir şekilde eleştiriyor, eleştirmekle kalmıyor o hataları da düzeltmeye çalışıyor. Tüm bunlar olurken Abdullah Öcalan İmralı’dan seslenmiş, “Başbakan’ın bir sözü yeter, demokratik anayasayla çözüm geliştireceğiz desin ben de gerillayı geri çekerim” demiş. Anlaşılan Öcalan da eski Türkiye’de kalmış. O da Başbakan’ın ne söylediğinin pek farkında değil. Oysa devlet demokrasi ile çözüm konusunda Öcalan’ın söyleminin çok ilerisinde. Öcalan ya bunu görmüyor, ya da sorunun gerçekten çözüleceğinden korkuyor. Ne de olsa sorun yoksa, o da yok. Yükleniyor...
YAZARLAR
Tümü
SON DAKİKA
ÖZEL HABER
ÖZEL HABER
HAVA DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
SÜPER LİG
|
|