|
SON DAKİKA
Dil KullanımıDilde önce anlamanın sonra üretimin gelişmesi insan beyninin işlevsel bir özelliğidir.
Ülkemizde dil öğrenimi ve öğretimi üzerine onca yazıya rağmen elle tutulur ve insanların işine yarayacak denilenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçemeyebilir mi acaba? derken; ‘her mahallenin bir delisi vardır' misali bizim de yazılarımızın 'kırıkları' olmakta ve yazdığımız cümleleri anlamaya kafaları basmadığı için tüm halkımızı da kendileri gibi düşündüklerinden '180 kere tekrar' diye gördükleri yazıları anlamaya hala kafalarının basmadığından dem vurup faklı olmasına rağmen hala bunları anlama sorunu yaşadıklarını söylemektedirler. Arada sırada bu 'kırıklara' bizim de dokundurduğumuz ve acı seslerini duyduğumuz zamanlar olmasına rağmen hep tekrarladığımız sloganı yineleyip 'eğer dil konusunda lafınız varsa söyleyin veya adam gibi oturup dinleyin' diyerek dil kullanımının aslında ne kadar önemli olduğunu, beyninde bilgisi olmayan feodal kalıntılarının ya kişiliğe veya cümlelerin kısalığı uzunluğuna laf atmalarını en iyi delil olarak sunarız 'DİL KULLANIMINA'. Ülkemizde aslında severek yaptırıldığında insanlarımız daha 10-15 yaşlarındayken en önemli üstatların kitaplarının her sayfasında en az 10 satırdan oluşan cümlelerini tabiri caizse su gibi okuyup anlamakta ve kendilerinden sonra gelenlere aktarmaktadırlar. Bu üstatların yanında bizim kurduğumuz 3-5 satırlık cümleler devede kulak memesi kalır, yani kulak bile değil yüzden kırıklarımızdan ricam ekmeğini yedikleri milleti aşağılamaktan vazgeçip ya yazıları sessizce okumaya devam etsinler veya fikirlerini düzeltinceye kadar yazılarımızın malzemesi olmaya devam edeceklerdir. Çünkü konumuz dildir. Kafası karışık aynı anda bilmem kaç dili kendi bile anlamadan kullanan yorumcu müsveddelerine ne haber7 de ne de başka yerde yer yoktur. Hep dediğimiz gibi VARSA FİKRİNİZ TARTIŞALIM ama azgelişmiş ülke jargonuyla davranacaksanız ona da tonla diyeceğimiz olacaktır. Ülkemiz bazılarının sandığı gibi eski muz cumhuriyeti benzeri bir ülke değildir sabah en erken kalkanın yönetimi ele geçirdiği. Sayın Yaşar İliksiz zamanında müfredatımızın %60’lık kısmına kadar devam etmiş sonra kanaldaki görev değişikliği ve işlerinin yoğunluğundan programa devam edememiştir. 100 saatlik müfredatımızın 30 saatini bitirenler ülkemizdeki 'havar yu cu' dil kurslarında 2 sene hocalık yapmaya devam edecek yeterliğe gelmektedirler. Biz öyle bir müfredat sunuyoruz ki bu müfredatın onuncu saatinden itibaren herkes ülkemizdeki tüm dershanelerin en iyi öğrencilerinden daha iyi hale gelmektedir. Nasıl olduğuna bakalım. --Bir dershaneye en az 3 sene gitmeniz istenir. Size açık büfe türlü türlü seviyeler sunulur ve birisindesiniz denir. Sadede gelirsek bir dershaneye haftada 15 saat 8 ay giden birisi 480 saat ve 2 senede 960 saat gider ve güya her konuyu görür. Ve bizim 100 saatlik naçizane müfredatımızın 9,5 katı kadar saat ders görür değil mi? Eeeeveet bu kadar dandik ve toplama bilgiyle bizim 10 saatin cümlelerini kurmak onun için herhalde yürürken sakız çiğnemek kadar kolay olmalıdır değil mi? --El Cevab: Nayır nolamaz, asla kuramazlar. 'havar yu davar yu' ya alışıp 1000 saat ders görüp güya İngilizce bilenlere bir teklifim var. Gelin tanışma faslını geçtiğimizi düşünün ve diyelim ki karşınızda bir yabancı olsun ve sizinle ADAM gibi konulardan konuşmak istediğini düşünün karşılıklı 30 ar cümle kurduğunuzu varsayalım. Ben sizin kuracağınız 30 cümleyi kelimelerini de hazır verip sunayım. Yani kelime sormak yok. Şimdi teklif şu: Eğer ağlamaz, sızlanmaz, ayy bunlar günlük dil değil, ayy aman ben anlarım konuşamam, ayy İngilizce düşünmem lazım derseniz her şeyde serbestsiniz. İster hamuda kalkıp kurun, ister İngilizce düşünün ister Fransızca düşünüp Almancanın yanından geçtikten sonra İtalyancayı da fethedip ister en son İngilizcesini kurun ama kurun Allah(c.c) aşkına 1000 saatte yaptığınız tüm harcamaları karşılamaya sizi de limuzinle evinize bırakmaya söz veririm. Bu teklif 100 laf edip aslında laf salatası yapan boş kafalı kırıklarımız için de geçerlidir. Müfredatımızı bitirenler cümle kurmayı öğrendiklerinden hayatta cümle kurmaya dair, her safhası cümle kurmak üzerine kurulu hangi iletişim düzeyi olursa olsun her aşamasında yer alıp hem ülkelerini hem milletlerini hem dinlerini hem de ideolojilerini gittikleri yerlere yaymaktadırlar. Şimdi asıl görevimizi kısaca kalan yerimizde öz ve az vererek bugünkü yazımızı biiznillah bitirelim. DİLİN İŞLEVLERİ: 1-ARAÇ İŞLEVİ: Bir şey almak için dilin kullanılması 2-DÜZENLEME İŞLEVİ: Başkalarının davranışlarını etkilemek için dil kullanma. 3-ETKİLEŞİM İŞLEVİ: Başkalarıyla etkileşimde bulunmak için dili kullanmak. 4-BİREYSEL İŞLEV: Kişisel duygu ve düşünceleri anlatmak için dili kullanma. 5-ANLAYIP ÇÖZME İŞLEVİ: Bireysel öğrenme ve keşfetmek için dili kullanma. 6-DÜŞÜNME İŞLEVİ: Düşsel bir dünya yaratmak için dili kullanma. 7-ANLATIM İŞLEVİ: Bilgi alışverişi için dilin kullanılması. Dilde önce anlamanın sonra üretimin gelişmesi insan beyninin işlevsel bir özelliğidir. Edinilen bilginin kullanımı onun çözümünden daha çok eğitim gerektirir. Onun için bilgiyi havadan elde eden 'havar yu' nesli asla üretim nesli olamayacaktır. Bunu bilim söylüyor üzgünüm ama ben de yıllardır söylüyorum. *** NOT: Üç beş satırlık cümleleri anlayamayan, derdini anlatmak için tek dil yetmediği için diğerlerinden de bihaber olup ancak gizli saklı cümleciklerle onlarla da ancak derdini anlatan güruh için tavsiyemiz 'okumayı öğreniyorum' kitaplarıdır. Ayrıca güya yorumlarında kullandıkları Türkçe kelimeleri dahi doğru yazmaktan aciz tiplerin konusu dil olan bir köşede dikkate alınmaları da tuhaf değil midir? Önemli olan herkesin bildiği dillerle yazı yazmaktır. Maharet yazıya ne olduğu belli olmayan dillerde eklemeler yapmaksa biz de aynı taktikle neler yazarız ama zavallı güruh tatminini kaybeder. Bırakın hayatta bir şey olamamalarının, mesleklerinin ne olduğu bile belli olmayanlar için bize atıp tutmanın sallamanın deşarj olmalarının yolu olduğu yazıları devam etsin. Tavsiyem adamsalar tüm yorumlarını sadece bir dilde tam yapmalarıdır. Yani ya Türkçe ya İngilizce ya O yazdıkları zirzopça veya ne karın ağrısıysa dilinde yazsınlar ki biz de bilgi sahibi olalım. NOT: Yukarıda bahsedilen 'kırıklarımız' daha önceden abdest almadan önünden geçmeye cesaret edemeyecekleri Haber7’ye dil uzatma eylemine, ağızlarına saygıdeğer Yaşar İliksiz'i ve en son da saygıdeğer yazarlarımızdan Sayın Esra Elönü’yü de eklemek cüretini gösterip 'haramzede' olmanın dayanılmaz hafifliğini de en canhıraş şekilde haykırarak özümsediklerini belirtmişlerdir. 'Verbum sat sapienti est' (latince). Mustafa Özay - Haber 7www.ingilizcebitmistir.com
İLGİLİ HABERLER
YAZARLAR
Tümü
SON DAKİKA
ÖZEL HABER
ÖZEL HABER
HAVA DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
SÜPER LİG
|
|