|
SON DAKİKA
Halet-i ruhiyem
Star gazetesinde haftada bir kez, cumartesi günleri, futbol, daha doğrusu da Fenerbahçe yazıları yazıyorum.
Doğma büyüme Kadıköylüyüm, Mühürdar’da, Kızıltoprak’da, Feneryolu’nda yaşadım. Boğaz’ın öte yanını da çok severim ama orada yaşamayı hiç düşünmedim desem doğrudur. Üniversitelerden Köprü’yü aşıp (bu trafikte bu tabiri yadırgamayalım) Kadıköy’e geldiğimde kendimi gerçekten evime dönmüş gibi hissederim. Her gerçek kadıköylü gibi ben de çok koyu bir fenerbahçeliyim; üstelik Saint Joseph lisesinde de okudum, lisenin tarihi Fenerbahçe’den eskidir, Fenerbahçe’nin kuruluşunda önemli rol oynadığı tevatürü vardır, okulun renkleri de sarı-laciverttir. Kızıltoprak’da senelerce “Fenerbahçe Cumhuriyeti” gibi bir yazı asılı kaldı. Hem hukukçu hem de galatasaraylı eşim bu yazıyı çok yadırgamıştır. Benim için ise çok normal idi. Bu Cumhuriyet kavramının spor anlayışını aşabileceğini hiç düşünmedim, düşünmek bile istemedim. Çevremle, dünya ile biraz ilgili herkes gibi ben de kulağıma gelen, aklıma düşen bazı şeylerden bir fenerbahçeli olarak hoşlanmaz idim ama, malum, insanoğlu bencildir, yanlıdır, bunları kolay unuturdum. Ama son iki ayda yaşananlar, duyduklarım, telefon çözümlemeleri artık unutulabilecek gibi şeyler değil. Bir kadıköylü, koyu hatta fanatik bir fenerbahçeli olarak halet-i ruhiyem, ruh hallerim çok karmaşık. Aslında karmaşık bile değil, kırgın, kızgın, aldatılmış, sinirli, isyankar. TFF’in, PFDK’nın, Tahkim’in, hatta UEFA’nın ne karar vereceği bile beni bağlamıyor. Duyduklarım, okuduklarım bana yetti. Etik kurul ve arkasından TFF hukukun genel ilkeleri doğrultusunda sanıkların savunmalarının alınmalarının esas olduğunu söylediler. Doğrudur, haklılar ama bunu açıklamak için, koca koca hukuk hocaları neden yirmi küsur gün beklediler, bunu açıklamakta zorlanıyorum. Kendime bunu açıklayamıyorum, zorlanıyorum, nerede kaldı başkalarını ikna etmem. Basına yansıyan, avukatların bile inkar yoluna gitmediği telefon konuşmalarının deşifre edilmiş biçimleri, hukuka uygunlukları umurumda bile değil, zira kendi kanaat oluşturmamdan söz ediyorum, beni, galiba 1967 senesi idi, Dolmabahçe’de izlediğim Manchester City maçına falan götürüyor; aradan 45 sene geçmiş, ben hala kadroyu ezbere sayabiliyorum, Molnar’ın, Yılmaz Şen’in ruhları şike yapanlara öte taraftan lanet okuyorlardır. Yavuz, Şükrü, Levent, Ercan, Ziya, Fuat, Nedim, Can BARTU, Aptullah, Ogün bu taraftan neler diyorlar, duymak bile istemiyorum. Halet-i ruhiyem çok kötü. Yükleniyor...
YAZARLAR
Tümü
SON DAKİKA
ÖZEL HABER
ÖZEL HABER
HAVA DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
SÜPER LİG
|
|